Arayan Mevlasınıda Bulur Belasınıda..

Perşembe, Haziran 21

Mesaj Kaygısı...

-Bugünümü mahfettin, zaten bu seninle son görüşmem, Bu hattı da kırıyorum. bir daha da beni asla arama..!!
-Bugünümü mahfettin, zaten bu son görümemiz olur herhalde, bir daha asla aramam seni..!
-Bugünümü mahfettin, zaten bi daha da ne zaman görüşürüz bilmiyorum, aramasam daha iyi olucak sanırım..
-Bugünümü mahfettin, görüşmeden durabiliyorsun demek ki, ben aramasam hiç aramıcaksın..
-Bugünüm mahfoldu, beni ne kadar üzdün farkında bile değilsin. Sen mutluysan böyle sorun değil.
-Bugünü böyle hayal etmemiştim. Neden beni üzüyorsun...
-Müsait olduğunda görüşürüz..

Aşık bir insanın başlangıçtan sonuna kadar mesajının evrim sürecini görmekteyiz. Son mesaja kadar asla gönderemediği bu mesajın başı böyle sonu en sondaki gibidir. Biz bu evrim sürecine ilişkiyi bitirecek cesareti kendinde bulamama diyoruz. Tıpta çaresi yoktur ve ayrıca göte giren şemsiye de açılmaz.
Bilim adına yaptığım bu açıklamadan sonra çeşitli seminerlerden gelecek olan tekliflere açık olduğumu belirtir hepinizi gıdıklarım. Görüşmek dileğiyle esen kalın..

Perşembe, Mayıs 17

Maliyetine satışlar deyipte bana geçirmeye çalışanlara sesleniyorum. Geçiremezsin, Geçirttirtmem ulan.!!

    Selam yavrukuşum,
   Başlıktan da anlayacağın üzere alışveriş haftasındayım. 2,5 hafta oldun sanırım yurtdışına gittim geldim. Öyle morali bozulupta düzeltmek için alışveriş yapmaya gitmedim tabi. Erkek adamız ulan neyin tribine giricem öyle.! Neyse uzun lafın kısası Ebeveynlerimi ziyarete gittim. Hasret gidermek birazda borç para almak için. Malum yeni işimde eskisi kadar kazanamayan ben, masraflarımdan da kesemediğim için yaşamımı idame ettirebilmek için birilerini sömürmem gerekiyor. Asalak olarak yaşadığım tek bünye de ailem olduğuna göre babamı dolandırıp yeni iş kuracağım bahanesiyle bir miktar borç aldım. Cebinde para görünce napcağını sapıtan her insan gibi sanki piyangodan para çıkmışcasına yeni eşyalar, hatta yeni bir araba hayaliyle geçen geri dönüş yolculuğum sonrasında kendimi Kadriye'mle birlikte bir alışveriş merkezine attım. Marka konusunda pek takıntısı olmayan ben Marka manyağı olarak adlandırabileceğim Kadriye'mle alışverişe girişince Allah ne verdiyse doldurduk tabi. İş pazarlığa gelince ben pek beceremiyorum. Kadriye başladı pazarlığa. Marka mağazalarının o meşhur "etiket fiyatı yapabileceğimiz bişey yok" şeklindeki göt ayaklarını geçip pazarlığa giriştik. Abi şöyleydi, beyefendi böyleydi. İnanın yapabileceğim bişey yok, en son maliyeti bu kadar bu fiyattan aşağı veremem laflarının sonrasında laf döndü dolaştı maliyetine veriyorum beyefendi daha fazla yapabileceğim bişey yoka kadar geldi. Bende cevap olarak maliyetine veripte para kazanmıyorsanız ben sizi zorda bırakmak istemem. Almak istemiyorum hiçbirini dedim. Adam bi değişti, morardı biraz daha zorlasam saldıracak bana yani o derece. Sanırsın ben onun verdiği fiyatı ödemek ve gösterdiği malları almak için sözleşme imzalamışım. Buraya kadar normal geçen süreçte esas sorun aynı markanın bir başka şubesine gittiğimde anormalleşti. Hazır beğenmiş biri olarak gittiğim mağazada bana maliyeti dediği rakamlara düştüğünü görünce beynime kan sıçradı. Ulan biz aşağı mahallede dilenip yukarı mahallede dağıtacak adammıyız.! Ayaküstü bize geçirmeye çalışması beni acayip sinirlendirdi be dostum. Gidip mekanını dağıtasım, adamı alıp dağa kaldırasım geldi ama, yaptığım gelecek planları buna engel oldu. Şimdilik aktaracaklarım bu kadar bebeğim. Herşey yolunda. Sevdiceğim her zamanki güzelliğiyle yanımda. Gelecek planlarımdaki yerini halen muhafaza ediyor. Başka yaaa bambaşka...

Perşembe, Nisan 12

I Just Wanted to Say..!


Bu resmi arşivde buldum. Kimi gördümde yanıma yakışıyomu diye denedim. Ya da internette birine denk geldim resim gönderdi de boyu boyuma yüzü yüzüme yakışıyomu denedim hiçbir fikrim yok:))) Ayrıca üstündeki yazıyıda bu resme yapıştırmış bırakmışım. Neler konuştum kimbilir de bana dert oldu bana bu resimdeki arkadaş. Hayat ne kadar tuhaf, bir zamanlar nefret kustuğun insanları yeri geliyo hatırlamıyorsun bile. Halbuki bana nefret unutulmaz demişlerdi. Demek bende bi anormallik var...

O değilde sebastian ne var biliyomusun;

Aşk, yanında geğirdiğinde bile "yarasın aşkıma" lafını duymaktır.

Cuma, Nisan 6

Görüşürüz ne kadar yalan bi veda.. Görüşsek ne, görüşmesek ne..!

    Lisedeydim o sıralar. Uzun zamandır peşindeydim. O da biliyordu peşinde olduğumu. Sonra bigün fırsatım oldu ve konuştum. İlgi alanlarımız aynıymış hemen hemen. Göründüğünden daha akıllıydı. Ezber bozandı benim için. Tanıdığım tüm güzellerden akıllıydı mesela. Güzel olmak aklı başından alıyordu o zamana kadar benim için. Ben zaten yakışıklı sayılırdım:) Cesaretimin % 90'ı da ondan kaynaklanıyordu. Kabul etti arkadaşlığımı mağrur mağrur. Zaman geçince aslında hevesimin sadece kabul etmesi olduğunu gördüm. Heyecanım kalmamıştı eskisi gibi. Nerden aklıma geldi biliyomusun. Bugün gördüm onu.. Lise halinden daha güzeldi. Dibimi düşürecek gibiydi. O tanıdı beni. Çay içtik sohbet ettik yarım saat. Tekrar görüşmek üzere ayrıldık. Tekrar görüşmeyeceğimize ikimizde emindik aslında. Neden görüşürdük bilemiyorum. Sektörlerimiz farklı, arkadaşlarımız farklı, hayatlarımız farklıydı. Görüşmesek te olurdu yani:) Aklımda yer etti be arkadaş. Hayat ne kadar çok güzel çıkarmıştı karşıma. Ama hiçbiri Kadriyem kadar güzel, Kadriyem kadar tatlı ve yine O'nun kadar sevilesi değildi. Hala her bakışında gözlerimden kalbimi görebiliyor. İyi ki varsın canım. İyi ki canımsın...

Pazartesi, Mart 19

İstek Saati

Şu mart ayı hayırlısı ile bitse, içimdeki sıkıntı gitse, nisan ayında aileme gitsem, canım anama sarılsam-koklasam, her ne kadar aramız o kadar iyi olmasa da fırçasını bile özlediğim babamdan bi fırça yesem, Kadriye'mi de yanımda götürmeme ailesi izin verse daha ne isterim...
Allah'ım sen bana yardım et. Sabrımın sınırlarındayım. Aşırı tahammülsüz bi haldeyim. Biri laf söylese saldıracak haldeyim. Trafik canavarı oldum olucam stresten.
Selam eder, gözlerinizden öperim..

Cumartesi, Mart 3

Cazibe..

Dünya..
O kadar fazla güzelliği var ki insanı cezbeden, kimse ölmek istemiyor. Bağlandıkça bağlanıyor sevdikleri gidiyor olsa bile.
Otobüs...
O kadar fazla eziyeti var ki insanı iten ama kimse inmek istemiyor. Neyi cezbediyor bu kadar anlayamıyorum. Oturan insanlara bakıyorum da sanki o koltukta doğmuş gibiler. Öylesine yerleşmiler ki koltuklarına sanırsın babası yaptırmış koltuğu ona miras bırakmışta hiç inmeyecek.
Evet...
Otobüse arabam bakımdayken biniyorum. Ve o koltuğa yapışık insanlara hep imrenerek bakıyorum. Ah babam ah almadı bana bi otobüs koltuğu...

Cuma, Şubat 24

Özgüvenin zirvesindeyim.! Yakarım ve de yıkarım..!!


Issız bir caddede araba bekleyen bir bayanın başına gelebilecek en güzel şey, karşısına benim çıkmamdır. Ben diye demiyorum aşırı yardımseverimdir. Sınır tanımam rekorları altüst ederim. Kralıyla da kapışırım. Evet budur.!
O ne özgüven o... (O reklamdaki kız ne kadar tatlı dimi lan?)
Noldu? Zortuna mı gitti?
Zortla olum o zaman oracıkta.!!
Bi de noldu biliyomusun? Eğitime gittik cümbür cemaat. Anasını sattımın memleketinde eğitimden başımı kaldırsam belki ticarete atılcam ama inan fırsat vermiyolar. Lan yoksa bunlar benim ticarete atılıp piyasaları darma duman etmemden korkuyolarda ondan habire beni bişeylerlemi meşgul ediyolar laaaa. Olabilir. Ama en fazla 5 sene sonra geliyorum abicim. Yeterli birikimi elde etmeme 5 sene kaldı. Ondan sonra gelsin şubeler, gitsin eğitimler..! Konu dağıldı lan bi dk:))
Eğitimde işte bi tane kızcağız vardı. Acayip güzel bişeydi. Halen aklımda. Gerekli bilgilerini aldım zaten. Neyse böyle bi pıtırcık hareketler yok işimi seviyorum, yok böyle aşığım işime. Çay molasında dedim ki; "İşine olan aşkın beni çok etkiledi. Bir işyeri açsam bu sektörde ne kadar bi süre maaşsız çalışırsın?" Baktı öyle mal mal ve tabiki maaşsız çalışmam dedi, cırtlak kahkahasıyla birlikte. "O zaman seviyorum ediyorum ayaklarını bırak kızım, hepimiz para için çalışıyoruz" dedim. Ve ordan hızla uzaklaştım...

Salı, Şubat 21

Bir psikopatın kronolojisi.


Adı : S....
Şehir : Çanakkale
Yaş : 27
-1986 - Aynı mahallede doğup büyüdük
-1990 : İlkokuldan birlikte mezun olduk ve ilkokulda kızlarla daha iyi anlaştığı için lakabı genelde abuk subuktu.
-1994 : Lisede okurken arkadaş çevremiz ayrıldı. Ben daha çok çalışkan grup diye adlandırdığımız kişilerle o ise teneffüslerde çayırda çimende sigara içen grup arasındaydı.
-1996 : Üniversiteye giderken onun artık okumadığını ve arkadaş grubunun artık daha da beter hale geldiğini kendisinden öğrendim. Yarı ayık kafasıyla bana başından geçenleri anlatmıştı.
-1998 : Arabamı servise götürürken yolda karşıma çıktı. Ayakta duracak hali yoktu ve ağzı leş gibi tiner kokuyordu.
-2000 : Adam yaralamaktan içeri girdiğini öğrendim. 7 yıl hapis cezası almıştı ve İstanbula Metrise gönderilmişti.
-2008 : Yolda karşılaştım S. ile. Sessiz sakin bi hale gelmişti. Filmlerde görürsün hani. Akıl hastalarına elektroşok uygularlarda kendinden geçer ya. Bilinçsiz boş bakışlarla gezerler. Bildiğin o haldeydi.
-2011 : Gece yolda karşılaşsan yolunu değiştireceğin bir hale gelmişti. Göz altları kararmış elmacık kemikleri yerinden fırlamış ve yaşayan ölü biri olmuştu. Uyuşturucu kullanıyor olduğunu o gün anladım.
-2012 : Tekrar hapse girmiş yeni öğrendim.
Acaba "Kelebek etkisindeki gibi geçmişe dönsem ve teneffüste "S. boşver çayırı çimeni gel birlikte takılalım desem" faydası olurmuydu? Asla cevabını öğrenemeyeceğim bir soru bu. Bildiğim ise S.'nin bu hale gelmesinde herkes kadar benimde suçum olduğu.
Grşrz dünlük. Aktaracaklarım şimdilik bu kadar...

Cuma, Şubat 17

Ömür Dediğin..


Gnydn.!
Fazla TRT izleyen biri değilim aslında. Ama TRTHaber'de bazen denk geldiğim bir program var. Ömür dediğin diye. Yaşlı insanların yaşamlarından bahsettikleri değişik bir program. İzlerken gözyaşlarımı tutamadığım anlar oluyor. Çocuk masumiyeti yaşlanınca geri geliyor insanlara belki ondan olsa gerek. 18 yaşıma gelene kadar yaşlı insanların hep öyle olduklarını düşünürdüm. Kafamın içinden onlarında çocuk-genç oldukları hiç geçmezdi. 18 yaşımda ailemden ayrılıp ülkeme dönmenin eseri olsa gerek saçımda ilk beyaz saçı gördüğümde onlarında benim/senin gibi çocuk oldukları kafama dank etmişti. Ömür dediğin evet. Kafamı önüme eğdim, kaldırdım ve 27 yaşındayım. Ne çabuk geçmiş dimi? Denk gelirsen izle bigün. 80 yılı 15 dk'da nasıl anlatıyorlar sen de gör...

Çarşamba, Şubat 15

Eğer bu liseliyse ben anasınıfı öğrencisiyim.!



Abicim eğer bu lise talebesi rolünü oynuyosa ben hemen yarın anasınıfı temalı bir dizide oynamak için başvurucam. Koca memlekette lise talebesi rolü oynayacak eleman kalmadı da nerden buldunuz bu arkadaşı. Yanlış anlaşılmasın konu yeteneği değil, elbet yeteneği vardır kendi çapında ama bu kadar da rol dağılımında dengesizlik olmaz. Anası rolünde kadınlar oğullarından ufak, lise öğrencileri zamanında evlense çocuğu liseye gidecek durumda. Nereye gidiyo bu memleket arkadaş.!! Biri olan biteni bana acil açıklasın yoksa kendimi Aziz Yıldırım gibi köprüden aşağı atarım.! Konu Aziz Yıldırımdan açılmışken (sanki durduk yerde açılmışçasına) diyecek 2 çift lafım var. Nolcak lan bu Fenerbahçe'nin hali?... Kırk defa dersen olurmuş. Diye diye Fenerbahçeyi darman duman ettiler sonunda:)

Özet..

Gnydn.
Düne dair söylenecek hiçbişey yok.
Kısa ve öz konuşmam gerekirse dün bir kere daha anladım ki Kadriye çok şanslı kız:))

Pazartesi, Şubat 6

İçim dışım şifre doldu...

İyi akşamlar abidin.


Az önce ne farkettim biliyomusun? Nerden bileceksin..! O kadar fazla yere üye olmuşum ki şifrelerin hafızamda kapladığı yer nerden baksan 10 terebayt yapar. Allah'tan doğuştan gelen bi yeteneğim var da şifreleri unutmuyorum. Hatta unuttuklarım ve ara ara girmediğim yerlerde zırt pırt mailler gönderip sağolsun hatırlatıyorlar. Önüme gelen yere üye olmuşum lan. Çakma çakma adreslerde avantaj varmış sanıp üye olmuşum. Şimdi o üye olduğum yerlerden gelen "3 ayda 5 cm", "erken olmasın geç olsun", "Büyük düşünüyorsun, o halde sen de gel" gibilerinden merakımın kenarından bile geçmeyen maillere muhatap oluyorum. Girmesi çok kolay ama çıkması neredeyse imkansız olan bu sitelerde müşteri hizmetleri numarasını da korkumdan (hani ararsam tabeladan geçirirler, kol gibi fatura gelir) arayamıyorum. Ne işim vardı da abone oldum demekten kendimi alamıyorum. Sen sen ol abidin; mutluluğun resmini yapacaksan hiç bir yere üye olmadan yap. Bak ben oldum çekiyorum şimdilerde. Seni çok seven Yiğit...

Cumartesi, Şubat 4

Bazen...


"Hayatında başka birimi var Yiğit" diye soran bitaneme,
"Seninle onca yaşadığımız şeyler, onca anılarım var bu saatten sonra bir başkasıyla sil baştan aynı şeylerle uğraşamam" diyecek kadar öküzmüşüm.
Bazen yapıyorum böyle şeyler.
Ama hayat zaten acımasız değil mi?...
Bi s.ktir git feridun ya..!

Perşembe, Ocak 26

An'larım başkasıyla dolu, Anı'larımdasınız artık..!


İyi akşamlar kuzen.


Başım acayip kalabalık olmasına karşın not almadan duramadım. Uzun zamandır görüşmediğim iki kız arkadaşımdan ayrı ayrı olmak üzere mailler aldım. Biri zamanında nişanlanmanın direğinden döndüğüm T., diğeri ise Kadriye ile aramıza inanılmaz benzerliğiyle bi çırpıda girmiş olan ailesi ile bile tanıştığım ancak Annemin "Napcan olum Sen O'nu Kadriye var ya zaten hayatında" dürtmesiyle irkilerek Kadriyeme geri döndüğüm M. (Böyle T. M. yazıyorum sanki polis operasyonunda yakalanmış zanlılar gibi oluyo ama artık o kadar da hatrım olsun be yavrucum) T. diyordu ki; halen hayatımda kimse olmadı. Senden sonra halen aynıyım. Geleceksen gel artık. M. diyordu ki ; bu sene olmadı ama seneye evleniyorum. Ve kapanıyorum artık. Her ikisine de cevap olarak bişey yazmadım. Mail adresim kapanmışcasına görmezden geldim. T ile M birbirine çok benzer şeyler yazmış aslında biri kısa ve öz yazmış diğeri daha samimi olmuş. Her iki mail de ruhumu okşamadı değil. İz bırakabiliyor olmak ve halen hatırlanıyor olmak iyi ama yüzüme karşı neler derlerdi bilemiyorum. Ki T. çok aşırı tepkiler vermiş beni yerin dibine sokmuştu. M. güzelliğinin verdiği etkiyle dünya s.kimde değil triplerindeydi. Her güzelde vardır 30 yaşına kadar bu tripler. Eee M artık 27'sine dayandı yavaş yavaş malın iyisinden anlamaya başladı:)) Kendimi daha fazla methetmiycem. İkisine de burdan sesleniyorum. İkinizle de yaşanmış güzel anılarım var hayatımda ve anı olarak kalacak artık hepsi. Sizi anılarımdan alıp tekrar anlarıma sokmaya hiç niyetim yok. Böyle çok daha güzelsiniz benim için. Bundan sonraki hayatınızda başarılar diliyorum. Ben Kadriyemle mutluyum ve eminim ki daha da mutlu olucam. Görüşürüz yavru kuşlarım. Sizi zamanında çok sevmiş olan Yiğit..

Salı, Ocak 24

Saymıyorum.!!

Sayacı kaldırdım emmi. Her girdiğimde geri sayması sinirlerimi bozuyodu. Kadriyenin aklıyla iş yaparsan böyle olur zaten. Bırak bu işleri Kadriyecim. Çok merak ediyosan sen içinden geri sayabilirsin. Madem bu kadar meraklısın o kadar da özveride bulun. Saya saya kafayı da sıyırırsın belki. Diyeceğim başkada bişey yoktur hakim bey. Tez elden bu celseyi sonlandıralım. Adalete olan güvenim sonsuzdur.!

Salı, Ocak 17

Zamanı değerli kılan herşeye Aşığım.!


Selam dünlük. Ömür sayacı ekledim bloguma. Ne kadar tuhaf bişeymiş bu ya. Eğer normal bi ortalamada yaşarsam 75 sene falan yaşarım:))) Bu ortalamaya göre kalan günüm, saatim, dakikam ve saniyem var sayaçta. Bu dahiyane fikirle kafamı doldurarak beni darma duman eden Kadriyeme zamanın önemini bir kez daha hatırlattığı için aşkımı dolu dolu itiraf eder, güzel gözlerinden öperim. İyiki varsın Kadriyem. Kadrini kıymetini her zaman bildiğim. Sürem bittiğinde de yanımda olman dileğiyle:)

Salı, Ocak 10

Bıraktığım yerde otluyosun diyeceedim, diyemedim kuzen..



Hi baby. Chatimin zirvesinde bir gün geçirdim bugün. Çok eskiden takıldığım bi site vardı. Bildiğin chat odası lan işte. Bi ara aşkım bebeğim diye yandığım tutuştuğum bi kız vardı sanal aşk adına yaşanacak ne varsa yaşadığım. O geldi durduk yerde aklıma da bi dedim gidiyim bakıyım ne var ne yok. Girdim siteye aha bi baktım bizim kız hala orda. İsim aynı, tarz aynı. Yetmez gibi yaş aynı. En az 5 sene önce 23 yaşındaydı hala 23 yaşındaymış bizimki. Gelişmemiş olduğunu halen aynı yerde otluyor olmasına bağladım bende. Hakaret etmedim ama. Yeni tanışıyormuş gibi 20-30 dk sohbet ettik. Anlattı anlattı. Sonra bende yeni tanışıyomuşçasına heyecanla nerden nerden nolursun msnini ver gibilerinden istedim tabi adresini. O da verdi. Ordan anladım zaten aynı kız olduğunu. Lan bari mail adresini değiştir diye bişey var. Onu verince üzüldüm kendime. Lan ben bunamı aşık olmuştum diye. Ama sonra aklıma geldiki bende o zamanlar şimdi olduğum gibi değildim. Misal bu kadar zengin değildim:))) Fakir adam daha bi duygulu oluyo daha bi bağlı oluyo be günlük. Para olmayınca veriyo kendini gönül zenginliğine... Varlığım benden meğer maneviyatımı almış götürmüşte haberim yokmuş. Efenim? Hadi ordan be sebastian.!:)

Pazartesi, Ocak 9

Köpek gibi sevenler gördüm..


Selam koçum. Kış günü araban bozulursa nolur? E tabi otobüse talim edersin. Otobüste her zamanmı oluyo yoksa benim araba bozuluncamı millet azıyo anlamadım.Yine yiyişen sevgililere denk geldim aga. Ama öyle böyle değil yani. Arka kapının iniş virajında bı kıstırmış kızcağızı (kızcağız diyorum ama kim kimi yiyo belli değil aslında) ben diyim 15 dk sen de 25 dk bitmek bilmedi. Lan hemde gözümün önünde. Yapmayın etmeyin demek isterdim ama uzun zamandır böyle filmler izlememiştim. Diktim gözlerimi ve bunları izledim. Kızla ara ara göz göze geldik ama fingirdek gülüyo durmadan:)) Hani ne yaptığının ve nerde yaptığının farkında olup heşeyi göze alan sokak köpeğinin çaresizce ayrılamaması vardır ya o geldi gözümün önüne. Keşke otobüse binerken bi şişe su alsaydım, dökerdim üstlerine ayrılırlardı diye düşündüm ama sonra hayal aleminden uyanıp kendime geldim. Bizde sevdik bizde seviştik be günlük. Ama bu mu sevmek? Bu mu hasret gidermek. Benim için hasret gidermek sarılıp saatlerce öyle kalmak, kaşık olup uyuyakalmaktır. Otobüse kadar düşmedim henüz. Düşenlerin kurtulduğu günleri görmek dileğiyle. Artık sevişmekte bi manyaklaştı be adamım. Ya da siktiret dimi kim nerde yaparsa yapsın biz önümüzdeki maçlara bakalım...

Pazar, Ocak 8

Elbette...

Sevgi dolu insanların kelimesi bu elbette. Elbette lafını kullanan çağrı merkezi çalışanlarına acayip şekilde hastayım. O kadar yapıcı o kadar ruhumu okşayan bi kelime ki. Elbette dediği an karşımdaki insan yaşı müsaitse evlenesim, değilse önünde saygıyla eğilip elini öpesim, iki arada bir deredeyse ne yapacağımı bilemeyesim var. Öyle işte. Aradım çağrı merkezini yine malum operatörün. Yiğit Bey elbette size yardımcı olacağım, Lütfen hattan ayrılmayın dedi. Bilmedi ki ben bana elbette diyeni lütfen demese bile 45 dk beklerim. Bilseydi dermiydi? Demezdi lan. Neyse kız bekletti tabi beni 15 dk. Sonra ben kalsın dedim. Sen nasıl istersen öyle kalsın dedim. Aslında sinirliydim ararken ama beni bir elbette lafıyla tavladı çapkın. Velhasıl merkez aktaracaklarım bu kadar. Ne demişler La şantimi kantare, osuruktan tayyaare.. Böylesi saçma bir anlatımın adam gibi biteceğini ummamıştın sanırım. Özlü bir sözle kapatıyorum yazımı.
Bizim anadoluda bi laf var.
"Eşşeğe şaka yap demişler. 'osurmuş'"
Hepiciğinizi gözlerinden öper, nice yıllara hep beraber girebilmeyi nasip etmesini dilerim Allah'tan.


candan erçetin elbette | izlesene.com

Çarşamba, Ocak 4

Öldüm sandın deemi? Henüz değil Sebastian, henüz değil...