Arayan Mevlasınıda Bulur Belasınıda..

Pazar, Mayıs 27

Duanı isterken, Bedduandan kaçıyorum artık..

Güzel anacım.
Canım anacım.
Elleri pammıh anacım.
Geliyorum sana son sürat geC geC. Yüreğim ağzımda geliyorum. Gözlerim kan çanağı geliyorum. Kalbim darmadağın geliyorum. Zihnim allal bullak geliyorum. Ne olur evde ol ne olur. Ya sen sahura kalkmaz mısın? Nasıl bir gücün var Senin? Nasıl dayanıyorsun bu yaşında bunca acıya? Telefonuna neden bakmazsın ana Sen? Neden beni çıldırtmaya çalışıyor her şey. Neden kimse beni anlamıyor? Neden yahu neden.?.!!! Bu basit adamın hayatından ne istiyorlar? Çıldırıcam artık. Yusufu apar topar kaldırdım sahur sofrasından. Yakasına yapıştım ve kalk gidiyoruz dedim. Şaşırdı. Korktu halimden. Nereye diye sordu sadeC. Anama dedim. Gözlerimin halini gördü büyük ihtimal. Soru falan sormadı garibim. Tanır beni. Bilir ne kadar deli dolu olduğumu. Anamı özledim diye düşündü belki. Ama beni uzun zaman sonra bağıra bağıra ağlarken gördü. Engel olamıyorum. Daha hızlı daha hızlı diyorum sadeC. Üstüme sadeC tişört ve montumu aldım ve çıktık yola. Yusuf zaten namaz için hazırlanmış. Adam sabah namazına camiye gidiyor. Benim gibi sonradan inanmış değil. Güzel kardeşim benim. Benim halimi görüyor arada beni ikaz ediyordu ama ben kovuyordum başımdan. Mahfettim hayatımı mahfettim. Ya ben yarın mesaiye nasıl yetişicem. Daha osmangazi köprüsüne bile gelmedik. Ama yol açık. Arabamın motorunu açıyor gibiyiz. İbreye bakmadım ama muhtemelen 200 üstündeyiz. Cezalar yağacak diyor Yusuf. Umrumdışı. Hiçbir şey umrumda değil. Tek istediğim anamı görmek. 3 saate varsak bir saat görsem koklasam yeter. Allahtan yarın pazar ve yusuf çalışmıyor. Sahur bile yapamadım be. Allah kahretmesin.! Su alalım yoldan dedi. Gözlerimi patlattım ve bana durmaktan bahsetme sakın dedim. Korkuyor benden şu an. Bu halimi sadeC bir kaç kişi biliyor. Onlar da can ciğer kardeşlerim zaten. İnsanın insana en büyük hatası zaaflarından bahsetmesi. Dosta güvendiğin zaman zaaflarını söylersin demiştim hani bir keresinde. Ve zamanı geldiğinde o dost bildiklerin seni zaafından vururlar. Bu hep böyledir. Asla değişmez. O yüzden benim hayatım bir başıma geçiyor zaten. Kimse ile paylaşamıyorum. Ve paylaştıklarımda zamanı gelinC beni ordan vuruyorlar. Benim ne güzel kendi halinde bir yaşamım vardı ya. Ne yaptım ben kendime. Hem dünyamı hem ahiretimi yaktım. Mazlumun bedduası tutar diyor Alemlerin Efendisi (sav). Allahım ne olur tutmasın. Ne olur yürekten söylemiş olmasın. Saçının teline kurban olduğum. Sana bişey olmasın. Aklıma o hastanedeki kızcağız geldi. Bana demişti ya hani. Ben 68 yaşındayım ve annemle aynı yaştayım. O ölünC ben de öleceğim. Ve ben onu hafife almıştım. Ben de anamla aynı yaştayım. Ve benim yaşım anamla aynı. Ona birşey olduğu gün galiba ben de öleceğim. Allahım ne oluyor bana. Ellerim ayaklarım benim değil sanki. Yusuf daha hızlı git yalvarıyorum. Soktuğum arabası daha hızlı gider. O arabayı ben süs olsun diye almadım. Ana ne olursun evde ol. Ne olursun..
Kimseyi istemiyorum yanımda artık.
Selam ve dua ile..
Beddualarınızı benden uzak tutun yalvarıyorum..

KENDİNE İYİ BAK 
Yan yana geçen geceler unutulup gider mi 
Acılar birden biter mi 
Bir bebek özleminde seni aramak var ya 
Bu hep böyle böyle gider mi. 
Suya hasret çöllerde beyaz güller biter mi 
Dikenleri göğü deler mi 
Bir menekşe kokusunda seni aramak var ya 
Bu hep böyle böyle gider mi. 
Kendine iyi bak beni düşünme 
Su akar yatağını bulur 
Kendine iyi bak beni düşünme 
Su akar yatağını bulur. 
İçimdeki fırtına, kör kurşunla diner mi 
Kavgalar kansız biter mi 
Bir mavzer çığlığında seni aramak var ya 
Bu hep böyle böyle gider mi 
Şu kahpe dünya seni bana düşman eder mi 
Dostluklar birden biter mi 
Bir kardeş selamında seni aramak var ya 
Bu hep böyle böyle gider mi 
Kendine iyi bak beni düşünme 
Su akar yatağını bulur 
Kendine iyi bak beni düşünme 
Su akar yatağını bulur. 

Cumartesi, Mayıs 26

Arada nabzıma bakmasam bazen odamda öldüm sanıyorum.!

"Topla gül goncalarını toplayabilirken,
Zaman akıp gidiyor.
Bugün sana gülümseyen çiçekler,
Yarın soluveriyor."

miriba.
Yorgun bir mesai sonrası yine yanındayım. Ne oldu? Ebenin a.. Oldu.! Çok sinirliyim çok. Günü yaşamak  istiyorum. İftarıma az kaldı. Çok güzel bir kitaba tekrar başladım. İnan okudukça benim içimi öyle bir huzur kaplıyor ki anlatamam. Şöyle diyor. " Hepimiz solucanlara yemiz. Çünkü hepimiz sınırlı sayıda ilkbahar, yaz ve sonbahar yaşayacağız! İnanması güç, ama bir gün hepimiz soluk alıp vermez olacağız, soğuyacağız ve öleceğiz.!"

Bizim dini inanışımıza göre de üç kilo dünyaya geldik ve bu kilomuza mesela ben Ramazanda 1 kilo vermişim 83 kiloyum:) Bu kiloyu topraktan gelen gıdalardan aldık. Ve hayatımızın sonunda topraktan aldıklarımızı tekrar geri vereceğiz. Nasıl yaşadığımıza dikkat etmeliyiz. En çok dilimize ve belimize. Bak nerden ne aklıma geldi. Allah Resulu (sav) ne güzel demiş. "Siz bana iki dudağınızın arasındaki ile, iki bacağınızın arasındakine sahip çıkacağınıza söz verin, Ben de size cennete gireceğinize söz vereyim." Diline sahip olamayan insanlar bana akıl veriyor. Bir de bana ahlak dersi veriyor. Benim hayatım hakkında zerre kadar fikri yok ama bacağımın arasına adres verecek kadar alçalabiliyor. Yok yok ezana az kaldı. Kimseyi bu saatte gıybetini yaparak onurlandırmak istemiyorum.! Ben azap çekerken keyif alan insanlardan nefret ederim.! Kim etmez ki?:)
Acıkmadım henüz, ama susadım. Dikkat et kendine. Grşrz..

Ruhlar gerçekten birleşemez
Eğer engellere boyu eğiliyorsa
Aşk gerçek aşk değildir
Değişklikler onları değiştiriyorsa
Ya da çekip gidebiliyorsa biri.

Öpüyorum gül kokan bahçemden.
Öpüyorum hepsinden önC açan beyaz gülünden
Ve ölüyorum kahreden sancından.
Selam ve dua ile..

Hayat ne tuhaf, vapurlar felan..

miriba.

Pasaportumu yenilemem ile ilgili bir mail aldım az önC. İsviçre yasalarına göre kullanmış olduğum pasaportum ortadoğu ülkelerine aşırı ziyaret ediyor olduğundan ve bu ziyaretler swiss toprakları dışından yapılıyor olduğundan dolayı en yakın konsolosluk ya da büyükelçilik binasına gidip pasaport güncelleme işlemi yapmam gerekiyormuş. Nedenini anlamadığım bu saçma uygulama ile ilgili olarak tarafımı bilgiledirmelerinin ardından bişey dikkatimi çekti. Bana bu maili gönderen merkez İsviçre IP adresli bir yer değil. Mailin gönderildiği adres Tel-Aviv IP'si taşıyor. Burdan yola çıkarak paranoyakça bir komplo teorisi yaparak şunu düşündüm. " Acaba Mossad Peşimde mi?:) " Daha 1 sene önC yenilenmiş olan pasaportumun süresi on sene. Ve işin bir başka enteresan tarafı şu. Bu mail bana uluslararası pasaport değerlendirilmesi yapılışının hemen ertesi günü geliyor. Bu arada 185 ülkeye vizesiz gidebiliyorum. Rekor ise 189 ülke ile Caponlarda. Gözünü sevdiğim Caponları bu işte de bir numaralar. Eğer Türkiye kimliğim/pasaportum ile gidiyor olsam bu sayı 111 adet. Çifte vatanndaşlığın gözünü seviyim di mi? Di. Yarın ofiste bu maille ilgili ufak bi çalışma yapmam gerekecek. Komplo teorileri yapmak istemiyorum ancak işin içinde israil'in adı geçiyorsa her şeye gebedir yeni gün. Allah hayra çevirsin. Amin.

Bu arada Beykoz sahilindeyim ve yağmurun altında kapşonumu başıma geçirmiş oturuyorum. Deri montum sırılsıklam oldu ama pantolonun kuru hâlen. Çünkü ben bu parka gelip banka oturduğumda henüz yağmur başlamamıştı. Yaman etrafta koşuşuyor. Parkın hemen karşısındaki bina nikah dairesi. Issızlık hakim her yerde. Geçen araba seslerini duyuyorum ama çok seyrek. Arabamı kaldırıma çıkardım. Koca gövdesi kaldırımı kapattı. Camına bıraktığım "görevli" kartı ve hemen arka camdaki cumhurbaşkanlığı logosu rahatsız edilmeme engel oluyor. Buna rağmen iki üç dakika önC bebek arabası ile gelen bir kadıncağızı görünC utanıp arabayı kaldırımdan indirip geri çıkardım. Ah eder diye korktum belki. Ahlar dolu hayatım. Gittiğim her yerden geriye ahlar kalıyor. Gitmediğim yerlerden de kalıyor. Bunu da başarabildim artık. Ne mutlu bana. Yamana bir ıslık çaldım ve geldi aslan parçam. Dikti kulaklarını ve oturdu karşıma . Öyle bir akıllı ki ben nereye baksam hemen oraya bakıyor. En çok sevdiği şey ne biliyor musun? Kulaklarını jöle sürüyor gibi yapıştırarak sevmem. Boynundan sevmemi de seviyor ama kulaklarını yapıştırmam mest ediyor yavrumu. Bana bakışlarını çok seviyorum. Canımı iste veriyim der gibi. Emaaan ne saçmalıyorum sabah sabah. Kalkıp arabama gidip oturmam lazım daha fazla ıslanmadan. Ama üstümde tonlarca ağırlık var sanki. Beni bu hale düşüren sebebi biliyorum. Ama yazmıycam. Ne bana faydası var yazmamın ne de okuyana. Gerçi buraya kadar yazdıklarımın da kimseye bir faydası yok. Rahatlıyorum dünlük. İçimi boşaltıyorum. Kimseler dinlemez bu saçmalıklarımı Sen olmasan. Bir gün orda bir gün burda geçip gidiyor zaman. Sermayeden yiyorum. Bereketsiz ömür işte. Öyle demişti hocam. "Ömürden bereketsizini görmedim." Haklı. Bana düşen şikayet etmek değil. Ne söyleniyorsa onu yapmak. Bir ıslık daha çaldım Yamanıma. Açtım arabamın arka kapısını. Atladı hemen makam aracına binen ordu komutanı gibi. Kim kimin sahibi belli değil:) Önemsiz. Daha fazla ıslanmamın anlamı yok. Hem gün ışıdı artık. Biraz uyumam lazım. Mübarek Ramazan tüm günümü ayakta geçiriyorum neredeyse. Dert mi? Asla.

Yarın isviçre konsolosluğuna gidicem. Ama öğlenden sonra giderim herhalde. Ama bi dakka. Bugün gitcem yahu ne yarını:) haftasonu ama nöbetçi birileri vardır muhakkak. Yoksa da pazatesi bakarım. Hapşuruyorum ya. İster misin hasta olayım. Dört kere arka arkaya ve hatta şimdikiyle birlikte beş kere arka arkaya hapşurdum. Nasıl diyodu? "Ipşi." Elhamdülillah. Dikkat edin kendinize. Etliye sütlüye karışmayın. Normal yaşayın hayatınızı. Ben normal dışına çıktım da ne oldu bak. Yiğit bir garip vatandaş. O gözaltında olduğum Almanya geldi gözümün önüne ve bana selam gönderen Hocamın gönderdiği şiir. Şöyleydi yanlış hatırlamıyorsam;

Duvar katil duvar, yolumu biçtin.!
Kanla dolu sünger, beynimi içtin.!
Garip pencerecik küçük, daracık,
Dünyaya kapalı, Allah'a açık.

Selam ve dua ile..










Cuma, Mayıs 25

Bir Yiğit'in Çaresizliği..

miriba.

Bu acıyı hatırlıyorum. 20 yıl önC yaşadığım acının aynısı. Ne güzel, ne naif, ne içten ve ne kadar candan anlattı hislerini. "Pazarda çocuğunu kaybeden bir annenin çocuğunu tekrar bulduğundaki sevinç." Daha önC böyle bir tanım daha yapmıştı. Şöyle ki; "çocuğumu kaybetmiş gibiyim." Ne yapıyorum Ben Allah'ım. Ne yaptım Ben. Allah kahretmesin. Bu döktüğüm gözyaşlarının çok daha fazlası benim cezam. Kan damlasa gözlerimden hakkını ödeyemem. Acımın tarifi yok inan. Göğüs kafesime benim beş katım ağırlığında biri oturmuş, sadeC oturmakla kalmıyor arada bir tavana kadar zıplayıp tekrar oturuyor. O etkiyle göğüs kafesim kalbime geçiyor. Patlayacak bir hale geliyor ama patlamıyor. Ve bu acı tekrar edip duruyor. Ben bunu yaşıyorsam o neler yaşıyor? Artık tahmin etmeye korkuyorum. Karanlığa sapladım ikimizi de. Ucunu göremediğimiz bir tüneldeyiz. Güzelliğimin sınavları var ve Ben mahfediyorum hayatını. Kendimden nefret ediyorum. Öyle bir kenarda tükenişini izliyorum. Zorluk bu işte. Seneler önC yaşadığım çaresizliği ona yaşatıyorum. Ama benim o zaman ki halim çocukluk hayalleri ile telafisi mümkün idi. Peki O ne yapsın? Ne yapsın ulan gerizekalı Yiğit.! Tertemiz duygularına zehir katıyorum. Ciğerini yakıyorum. Hayatına engel oluyorum. Bu kız ne yapsın? 

Ofise gitmedim. Dişe dokunur bir şey yoktu gitmem için. Uyuyacağımı sandım ama uyuyamıyorum. İki gündür kötü olduğumuz için uyuyamadım zaten. Bugün iyiyiz şükür rahat kapatırım gözlerimi derken yine duyguları alt üst oldu. Tek güzel bir sözünü bile duyamadım. Öyle dümdüz gitti. Yoldan geçen birinin göz selamı vermesi gibi. Ne yapabildim? Hiçbirşey. Ne yapabilirim? Hiçbirşey..! Hayat bazen çok acımasız olabiliyor. Neden düşünmedin bunları Yiğit neden?.!!! Ne istedin bu kızın hayatından. Defolup gidemedin mi? Kahrolası sözlerini söylemesen olmaz mıydı? Neydi bu kızın günahı yahu?.! Seni sevmenin dışında bu kız sana ne verdi? Allah'ım ne olur Biz'e yardım et. Biz'e yardım et. Biz'e yardım et. Amin. Kim yardım eder başka. Hiç bir güç Biz'e yardım edemez. Sen'den (c.c) gayri.. 

Anacım. Ben bir anne'nin kız çocuğunun hayatını mahfettim. Sen ver Ben'im cezamı anam. Bu gözlerimin yaşı ne zaman dinecek. O güzelliğin yaşları nasıl dinecek? Ben nasıl hesabını vereceğim ana? Ben'im görevim insanlara huzur sağlamak iken nasıl böyle bir gaflete düştüm. Şu mübarek Cuma sabahı namazımı kıldım. Abdestli bedenim ve oruçlu ağzımla tövbe istiğfar ediyorum. Beni affet Melek yüzlüm. Affet beni yalvarıyorum. Gülsün artık o güzel yüzün. Gülsün ne olur.. Anacığıma bir şiirle kapatıcam dünlüğümü bu geC. Hadi dinleyelim birlikte. Sonrasında Simge gelsin. Simge anlatıyor halimi. Gidiyim artık.. İyi seherler sizlere. İyi uykular. Ben mi? Eskiden Ben de uyurdum. Sahile çıkıp koşucam biraz. Ancak kendime gelirim...

Gelip geçen mevsimler duyguları silmez mi?
Ana sen deniz misin? Sevgin hiç eksilmez mi?
Hayat yelkenim doldu sıcacık nefesinle,
Enginlere açıldım dua yüklü sesinle.
Ne zaman "ana" desem derdime derman oldun.
Fırtınalar kopunca güvenli liman oldun.
Gözünden ayırmadın, bulut gibi, nem gibi.
Sevemez kimse Ben'i biricik Anam gibi.
Hakk'ın kabul ettiği en güzel dilek misin?
Etrafımda dolaşan tatlı bir melek misin?.. (B.Yazgan)

Öpüyorum çırpınan yüreğinden.
Selam ve dua ile..






Perşembe, Mayıs 24

Vurdular beni Ana, nerdesin?..!

miriba.

"Ya büneyye" 

Ne güzel bir hitapsın sen öyle.. Seni eğer bu ramazan yanıma getirmezsem bana da Yiğit demesinler anacım.! Bana bu şekilde seslenmelisin. Vallahi sana çok ihtiyacım var. Dersim'deyim. Hadi bizim bildiğimiz gibi söyliyim. Tunceli işte canım. Saat beşi bekliyorum. Kendimi paralamak istiyorum. GeC olduğu zaman içim iyiC kararıyor. Eksik kalıyor bişeyler kesin. Teselli bulamıyorum kendime. Burda kaldığım evde bir sahur programı açmışlar. Kulak misafiriyim. Kimseyle muhatap olmuyorum. Görevlendirmem sonrası ekibimle geldim ve bekliyorum. Dua duydum birtane. Şöyle dedi: "azalan bir ömür, çoğalan günahlarımızla geçen günlerimiz var. yarınımızı bugünümüzden hayırlı eyle." Amin... Sahur yapmıyoruz bu geC. Yarın zor bir gün olacak. Seferi olmanın verdiği bir imkandan faydalanacağız. Allah yardımcımız olsun. Sabahın ilk saatlerinden muhtemelen akşama kadar sahada olacağız. Neden anlatıyorum ben bunları? Çıldırıcam yahu.! Huzur ver Allah'ım. Munzur Dağı'na uzun zaman sonra geldim. Unutmuşum buraları. Gözlerim çakmak çakmak. Şaka şaka japon ya bildiğin. Benim adım Tatar Yiğit.! Ben bu oyunu bozarım.! Tabi tabi bozarım kesin. Emaaan.! Kendime ait ne varsa evde bıraktım. Ben ben değilim şu an. Güzel ülkem. Her karış toprağına kurban olduğum. Ya Rab.. Sen bu ülkeye zarar vermek isteyenlere fırsat verme. Amin.. Bana bu geC ne oluyor? Hasbinallah.

Dönelim başa tekrar. Anacım seni yanıma getireceğim. Geleceksin ya. Hastaneye getircem seni:)) of ya Allah korusun. Başka yaralar istemiyorum. Kesin çözüm olacaksa olsun da. İnan hemşireler bile bıktı artık:) Dayanamıyorum anla. Küçüklüğümde kendimi teselli edecek ufak mutluluklarım vardı. Ama artık yok. Ne ev, ne araba. Yok ya bu uyku düzenim bozuldu ya hep ondan böyleyim. Dayanamadım aradım zaten. "Oğul" demesine kurban olduğum. Aldı tüm kederimi bir dakikada. Allah seni başımdan eksik etmesin. Amin..

Ya Büneyye.!
Ya Büneyye.!
Selam ve dua ile..

Dip not: dilime şey dolandı "•Bir Pazar Kahvaltısı• " vardır elbet bi hikmeti. Sigara ikram ettiler yine bana. Tabii ki almadım. Manyak değilim o kadar:)) Masalda burda bitmiş...



Çarşamba, Mayıs 23

Adım çıkacağına Canım çıkaydı.! He bitanem?

miriba.

Günaydın:)
Evim evim benim devim.
Üç odalı, beş kapılı
Evim evim, benim devim..
Hızlı bir seher daha. Sahur sakin, seher hızlı. Gün doğarken açan çiçekler gibiydik. Neydi adı? Bizim orda Günebakan deriz biz köyde. Güneşi görünC kafalarını kaldırıp gün battımı boynunu bükenlerden . Ya ben şu an ne anlatıyorum:)))) Mesaimin başına geldim. Kazasız belasız bir opereyşın sonrası kendimi ödüllendirdim. Ne yaptım? Uyudum:)) ya mübarek Ramazan ayında ne yapabilirim ki. Uyku düzenimin değişmesi beni perişan etti. Saat dördü geçtimi gözlerimi açamıyorum. Bi de ne oldu biliyor musun? Ya kızcağız nasıl utandı. Eğitimden çıktım. Sorular cevaplar falan tabi dalmışım. Odamın karşısındaki ofiste bir arkadaş var Serpil diye. "Yiğit Bey ben evrakları hazırladıktan sonra raporların çıktısını almaya geleceğim" dedi. Gayet normal. Ben ne dedim a benim gerizekalım. "Kolay gelsin bitanem" .:))))))) şaşırdık ikimizde birden. Akıl bırakmadı bende.! Düzelicem ama. Paranoyak halleri batasıCa.!! Hakaret bile etmek istemiyorum. Olan bizim garip Serpil'e oldu:)) pişmiş kelle gibi kaldı kızcağız. Allah sahibine bağışlasın. Lan ben böyle önüme gelene canım bitanem dersem işimiz var. Düşünsene bi mekanı basıyorum. İçerde güzel kızları görünC "yatarmısın bitanem" falan:)))))))) direkt konuya giren sapıklar gibi. Allah muhafaza etsin. Harama meyletsek ohoooooo neleri var elimizin altında. Lan.! Sus sus.!! Hatırlama onları sus.! Tamam dünlük tamam. Sustum.

Kadriye'ye ne demeli? Ah be Kocakafalım:) Atışlarda yanıma geldi. Yurtiçi görevlendirmem olmadığı halde yurtiçi görevlendirme yapmak istediğini söyledi. Başımla beraber yahu. Ben bu ülkeye canımı veririm.! Vericem de.!! Bi sürpriz yapıyım ister misin? E yap bakalım dedim. Atışlarım bitti odama geldim. Masada hemen kurdeleli görev kağıdı. Tunceli.:))) ya benim nasıl daraldığımı görüyor. Allah bin kere razı olsun. Ya ben bunlarla uğraştığım zaman kendime geliyorum biraz. Şu an yapmak istediğim tek bişey var. Biryerlere girmek, birilerini hırpalamak, dahası..? Seni hiç ilgilendirmez dahası:)) Hani diyordu ya üstümü başımı parçalarım mümkünse diye Vallahi o haldeyim. Sonuçta bugün bi gidip geliyim Ben. Orası beni keser eminim. Ağzım bal yesin ya. Kesseler beni.! Bayramı göreyim ama ya. En azından bir bayram hakediyorum:) ama bayram önCesi güzel bi dayak yemem lazım. Ama öldürmesinler dövsünler sadeC:))

Bana müsade dünlük. Ramazan münasebeti ile şarkı türkü hizmetime ara vermiş bulunuyorum. Hem koca yutub emrinizde arkadaş. Açın dinleyin. Bu arada okuyucularımdan biri. Hadi adını vermiyim. Sevgilinden mi ayrıldın yine diye bir mail atmış. "Yine.." En çok canımı bu kelime yaktı. Yine mi ayrıldın nedir arkadaş? O kadar sorunlu birimiyim de yine diye ayrılık tanımlarım yapılıyor. Ayıp oluyor Ftş:)) Kalın sağlıcakla arkadaşlar. Allah'a emanet olun. Çok duygusalım çok. Silahımı temizleyip çıkıyorum.! Kabzasına adını bile yazdım ulan.! Eeeeh.!

Öpüyorum kız kulesi manzarandan.
Selam ve dua ile..

Yiğit yaralı olur, Yiğit yaralı ölür..

miriba.

Başladığın yerde bile olamamak nedir deseler "Ben o Ben" diye parmak kaldırırım. Arpa boyu yol ilerleyemeyen birini görmek istesem aynaya bakarım. Herşeyden de ötesi kimseyle anlaşamayan ama kendini hâlen bir halt sanan canlı da Ben'im. Herkese akıl dağıtmaya devam edeceğim. Ama bir sorun var. Öğrendiklerimle yaşadıklarım çelişiyor. Bana öğretilen bu değil. İman eden insanlar böyle olmamalı. Birbirini sevmeli değil mi? Bu geC şahit olduklarım uğruna hayatımı mahfettiğim  değerleri sorgulattı bana. Neydi bana öğretilen? İmanın olmazsa olmazı neydi? Ne diyordu Allah Resulu (s.a.v.) "Birbirinizi sevmedikçe gerçek mânâda iman etmiş olamazsınız" sadaka Resulallah. İyi de o zaman bu şahit olduklarım ne? Bu azgın tavırlar neden? Neden böylesine nefret ediyor herkes herkesten? Allah yaşattığını yaşamadan canını almayacak kimsenin. Bu geC yapılanlar gerçekten canımı çok yaktı. Tanınmaz halde herkes. Ben de dahil. Sapkın hissettim kendimi. İçinde bulunduğum ortam midemi bulandırdı. Bişey eksikti. Neydi o eksik olan? Saygı. İnsanın insana göstermesi gereken saygı. Zerresi yoktu. En başta O'na, sonra bana ve en son kendilerine saygıları yoktu. Şuursuzca gülüşmeler vardı. Anacığım benim. Hep dua eder bana; "Kendini bilmezlerden uzak dur Oğul." Duramadım ana. Affet Ben'i. Kendime zarar verdim. Karşımdakine zarar verdim. Herkese zarar verdim. Çok abarttım kendimi di mî? Di. Kafama takılan şey şu. Kim kime ne yaşatmaya çalışıyor? Kimin kimden aldığı bir intikam bu? Daha önC kim yaşattı bunu bir başkasına? Ben neden bu saçmalığın ortasında kaldım. Cevabı O verdi kendinC; "Yüz verdin sen bunlara" Haklı belki de. Ama çok yoruldum artık. Bir yandan iç dünyamda yaşadıklarım ve diğer yanda bu yaşadıklarım. Sahi benim bir iç dünyam var. Anacım gelmeyecek kesinleşti. Gelmesin. Babacım zaten gelmez. Gelmesin. Ben zaten gidemem. Olsun. Şikayet etmeyeceğim. Sözüm söz.  Susacağım. Ne biçim bir mesaim oldu arkadaş Ben'im. Önümde gideceğim adresler. Odam dar geldi. Koca oda dar geldi ya. Sebep yine kendim. Birazdan yola çıkacağım. Kostümlerimi giydim:) Seviyorum bu kıyafetleri. Ağır ama güvenli. İnsanların omuzlarıma yükledikleriyle kıyasladığım zaman taşıdığım bu donanım hiç ağır gelmiyor. Yine en sevdiğim sesle yaptım kapanışı. "Klick. Şak.!" Ne güzel bir ses. Metinle Kadriye geldi odama son kontroller için. Sahurumu yine yapamadım. Metin hemen gitti bak işine deyinC. Kadriye gördü masama düşen gözyaşlarımı. Kısa bir konuşma:
-Olmadı değil mi Yiğit Bey?
-Olmadı..
-Hayal kurmaya devam mı?
-Bu sefer pes.
-Yiğit Bey?
-Çıkın Kadriye Hanım hazırlanmam gerekiyor. Lütfen..
Sevgili dünlük. Zalime tepki için eğitilmiş bu beden kaldığı yerde devam ediyor. Bana güç verdiği süreC Mevlam devam edeceğim. Nasıldı o şarkı? Hatırla Yiğit.. Hatırla.! Bildim:

Kimseye etmem şikayet ağlarım ben halime
Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbâlime
Perde-i zûlmet çekilmiş,korkarım ikbâlime
Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbâlime.

Öpüyorum düştüğü yerde kalmayan bedeninden.
Öpüyorum ümidini yitirmeyen inancından.
Öpüyorum yeni güne kamaşan gözlerinden.
Selam ve dua ile..

Pazartesi, Mayıs 21

Her zerrem acı çekiyor...

miriba.

06:37..! Sabahın bu saatinde ne işim var benim? Neden uyumuyorum. Hadi onu boşver neden ofisteyim? Dünyam allak bullak. Vallahi billahi allak bullak. Hiçbirşeyimi yerli yerine oturtamıyorum. Başka herkese faydası olan ben, ne kendime ne de O'na zerre kadar fayda sağlayamıyorum. Hadi faydayı bırak zarar vermeyi de abartttım. Bölüm şefim vardı ilk göreve başladığımda. Öyle derdi hep; "zarar vermemek en büyük faydadır" derdi kulakları çınlasın. Kızcağızın yüzü gülmez oldu yahu. Allah'ım bu kız beni sevmek dışında bana ne yaptı? Vicdanım boğazıma yapıştı. Nefes almakta güçlük çekiyorum. Ağlıyorum  ezandan beri. Ezan evet. Ben oruçluyum sahi. Ne namazım namaz, ne orucum oruç benim. Öyle ya; "Bir kez gönül kırdın ise, bu kıldığın namaz değil.!" Peki ya diğeri? Allah'ım o daha korkunç:
Gönül Çalab'ın tahtı,
Çalab gönüle baktı.
İki cihan bedbahtı,
Kim gönül yıkar ise.."
Ve ben bunu yaptım. Hem de sonunu zerre kadar düşünmeden hareket ederek. Nasıl vereceğim hesabını Ya Rab. Keşkeler dolanıyor kafamın her yerinde. Düşünemiyorum ya. Vallahi aklım yerinden çıkacak. Beni cezalandırmasını istiyorum resmen. Öldürsün Ben'i.! Bak hem vallahi hem billahi bir gram uyku uyumadım. Bir lokma yemek yemedim sahur için. Bir çay kaşığı su bile içmedim. Düşünemiyorum. O'ndan başka hiçbirşey düşünemiyorum. Yakının bir hastanede yatarda yanında refakatçi kalırsın hani. Gözünün içine bakarsın durmadan. Bir şey istese, bir şey emretse de gitsem alsam, yapsam her ne ise adı artık. O haldeyim. Güzeller güzelini ne hale getirdim. Affet beni yalvarıyorum. Affet.. Ben senin eline düştüm. Affet. Artık işime gücüme bakamaz oldum. Gidiyorum yurtdışına geliyorum ama Allah koruyor gerçekten. Belki de senin o kalpten dualarındır kimbilir. Ama of ya. Of.!! Allah'ım sen Biz'e yardım et. Biz nedir yahu. Ben haketmiyorum hiçbirşey. Allah'ım  O'na yardım et. O'na güzellikler ver. O'na huzur ver. Ver O'na hazinenden. Ben belki hakedersem ki bunu O'nun duaları gösterecek senden dileyeceğim Rabbim. 

Gözümü kapatamıyorum yahu. Ağlamak istemiyorum artık. Uyumak istiyorum. Vicdan sürgünü yedim. Ve karşımda kalbi yerle bir edilmiş bir sevdalı. Ve korkarım edeceği her kötü dua ok gibi saplanacak hayatıma. Gidiyim en iyisi. Oruç tutacakmışım di mi? Namaz kılacak mışım? Yerin dibine girsin yapacaklarım.!! Ben kendimi şu an şöyle görüyorum. Yaptığı ibadetler paçavra gibi suratına atılacak olanlar varmış hani. Maun suresinde bahsedilen. Ne olur onlardan olmayayım. Ne olur affet beni.. Yalvarıyorum affet.

Davacısın kırdığım her zerrenden.
Davacısın çaldığım gülüşlerinden.
Davacısın ziyan ettiğim emeklerinden.
Ve ben..
Öpüyorum güzel gözlerinden
Öpüyorum tertemiz yüreğinden
En acısı
Korkuyorum asla veremeyeceğim hesabımdan..
Gidiyorum,
Gidiyorum,
Git-tim.!
Selam ve dua ile..

Cumartesi, Mayıs 19

En sevdiğim: "Vatanıma Dönüş."

miriba.

Son durağıma geldim dünlük. Musuldayım çok şükür. Burdaki işlerim de bitti. Ufak tefek hasarların dışında herşey gayet güzel. Yarın için tutacağım orucum için sahur yapmak üzere bir eve geldim. Bahsetmemi ister misin biraz evden? İstersin elbet.. Bahsediyim o halde. İki katlı bir evin bahçesine bakan arka odasındayız. Toprak rengi bir ev. Basit bir köy evi çamurla sıvalı. Odaları birbirinden ayıran kapılar yok. Onun yerine bezden perdeler var. Benim odamın perdesi kırmızı. En sevdiğim bayrak rengi. Oturma odasındaki arkadaşların kaç kişi olduğunu saymadım bile. Ama gürültüden yola çıkarak yaklaşık yirmi kişiyiz. Aşırı gürültülü konuşuyorlar. Ve konuştuklarından hiçbir şey anlamıyorum. Arada bir sözlerinde "Filistin" dediklerini duyuyorum ve anlıyorum ki konu Kudüs. Şu adamlar şu halleriyle ki yaşam şartları bataklıktan biraz daha iyi sayılır, dertlerini bir kenara bırakıp "Filistin" davasıyla dertleniyorlarken biz nasıl hesap vereceğiz Allah'ım.. Sen gel kendine hesap biç. Çok zor hesaplar bekliyor bizi çok zor.. Tercümanım Ahmed bana yatacağım odayı gösterdi ve odama çekildim. Klasik raporlarımı hazırlıyorken sana yazmak istedim biraz. Ahmed 24 yaşında bir Türkmen genci. 5 sene kadar Türkiye'de kalmış ve yurtdışında güvenilecek az sayıda arkadaşımızdan biri. Hele Saraybosna'da başımıza gelenlerden sonra daha da kıymetli böyle kardeşlerimiz. Boş bir mekana gidiyoruz sanıyorken bir düzine insanla karşılaşmıştık. Lağım fareleri hâlen çok güçlü. Sahiplerinin gücüyle hareket ediyorlar ne de olsa.. Ama çoğunluk Hak'tan yana olanda. Sen bizi Hak yoldan ayırma Allah'ım.. Amin. 

GeC en tuhaf şey şu oldu. Odama çekilip biraz dinlenmek üzere gözlerimi kapattım sana bu satırları yazmadan önC. Ve şu kabusu gördüm. Etkisindeyim. Anlatıcam müsadenle. Allah hayırlara çevirsin. Karanlık bir eve giriyorum. Etrafı incelerken birden bir kız çocuğunun çığlıklarıyla irkiliyorum. Bir yandan bağırıyor, bir yandan ağlıyor. Çığlık çığlığa. Neyin var neden ağlıyorsun diyorum. Bir şeyler söylüyor ama hıçkırıklarından anlamıyorum. İyiC kulağımı yaklaştırıyorum ve bana lanetler okuduğunu anlıyorum. O sırada anne ve babası geliyor içeri. Ne yaptın kızımıza diyor. Ben birşey yapmadım diyorum ancak inanmıyorlar. O böyle değildi diyorlar. Hiç böyle şey yapmazdı diyorlar. Ağlaması kesiliyor kızcağızın. Bir anda yetişkin bir kız olup çıkıyor. "Bana bunu neden yaptın?" diyor. "Ne yaptım?" diyorum. Susuyor. Babası yakama yapışıyor. Kurtulmak için en ufak bir çaba göstermiyorum. Annesi kızım yanına geliyor. Bana bakıp bişeyler diyor ama anlamıyorum. Ter içinde uyandım. Gerçek olduğunu sandığın kabuslardan biriydi. Ellerim titriyordu uyandığımda. Ellerim genelde kendimi savunamadığım zamanlarda titrer. Savunmasızdım rüyamda. Beni neler bekliyor bilmiyorum. Ama gözlerim bu geC bu rüyaya dayanamadı. Yine yağdı gözyaşı yağmurlarım. Dua etmek için ne güzel bir zaman..

Yarım saate kadar ülkeme döneceğim. Evime girip biraz dinlenmek istiyorum. Sonra yine mesai başına döneceğim zaten. Başım çatlıyor dünlük. Gözümün bir tanesini kapatınca azalıyor. Anlıyorım ki sinütlerim azmış yine. Yapış yapış bir sıcak. Klimasız bir ortam. Daha beterlerine layığım. Mevlam merhamet gösteriyorda ucuz atlatıyorum. Dua ediyorum seher vakti. Yardım et bize Allah'ım. Amin.

Öpüyorum tutuşan kalbinden.
Selam ve dua ile..