Arayan Mevlasınıda Bulur Belasınıda..

Cumartesi, Nisan 21

Ağlamadan olur mu?

miriba.
"Gecenin tam üçündeyim
Dertlerin en gücündeyim
Hâlâ O'nun peşindeyim
Yapma diyorum yapıyor gönül.."
Yapsın madem:) Çöpe atacak halimiz yok ya. Sevmeyelim de taşa mı dönelim? Hı.!! Beni yargılama sakın. Bu benim elimde değil. Saat 03:27. İşim bitti. Kazasız belasız uçak biletim ayarlandı ve dönüyorum. Aradık Kadriye Hanımı. Hemen aldı biletimi hemen ya hemen:)) Sen işini halledersin de ben san bilet almaz mıyım dedi mi? Demedi. Buz gibiydi buz. Ona bişey anlatmıyorum ya ondan kızgın bana. O başına ne gelse anlatır bana. Ama ben anlatmam. Huyum pis. İki güne kalmaz affeder. Dayanamaz, merhameti ağır basar:) geC geC aklıma ne takıldı biliyor musun? Hani geçen kurbanda güney amerika kıtasından getirilen büyükbaş hayvanlar vardı o geldi. "Angus" işte canım. O geldi. Ben koca kafalıya diyorum ki güney amerikadan gelen büyükbaşların adı neydi? O bana ne dese beğenirsin? "Sambacılar." :)))) Aklı tuhaf çalışıyor ya. Güldürdü geC yarısı beni. İnan dünlük başım ortadan yarılacakmış gibi çatlıyor. 2 saate kadar güzel vatanımda olacağım inşallah. Yarın dinlenirim büyük ihtimal. Çok yorucu geçti bu geC. Ayaklarım sanki benim değil gibi. Ağlıycam biraz. Otel odası bomboş. Ağlıycam evet. Hadi sana iyi geceler. Bana hayırlı yolculuklar.
Öpüyorum vatan toprağından.
Selam ve dua ile...




Cuma, Nisan 20

Kabuk bağlasın yaralar ve yeniden koparsın zalimler..

miriba.
Dün kötüydüm dünlük. Yazdıklarım için afedersin. Üstüme üstüme geliyor bazen. Bir de Allah affetsin oruçluydum sahursuz galiba onun verdiği azgınlık vardı üzerimde. Aç kalmış köpek gibi saldııracak yer arıyordum ve sana patladım. Başka kime patlıycam boğlum. Tamam tamam gel hadi barışalım. Bi anam var adam gibi dinleyen bir de sen. Gerisi beni yargılamakla meşgul. Yargılamayı bırak infaza bile girişiyorlar kendilerinC. Olsun:)) Yalan makinesi ile karşılaşmak zor geliyor insanlara. Emaaaan. Anam demiştim değil mi? Canım anam canımmmm. Elleri pammıh anam. Özlemekten harap olduğum. Nasıldı ? Son bir kaç gününü beni özlemekle geçirmiş olabilirsin ama ben tüm ömrümü seni özlemekle geçirdim.. Aradım ayaklarında cennet saklımı. Dinleyelim..:
-Anacım iyi geC'ler.
-İyi geceler Oğul (oğul diyen o ağzına canım feda olsun)
-Nasılsın anaların en güzeli?
-Yiğidim bişey mi oldu? Evlatların en çalışkanı anlat bana hadi..
-Yok anacım yok. Yola gidicem de öyle sesini duyayım dedim.
-Güzel yavrum. Yolun açık, menzilin mübarek olsun.
-Canım anam. Ellerinden öperim. Haftasonu dönüşümü oraya planlıyorum inşallah.
-Gel güzel yavrum. Baban zaten gidecek yarın yurtdışına.
-Orda mı? Konuşayım bir sesini duyayım.
-....
-Tamam anacım:)) Selam söylersin. Öpüyorum onun da ellerinden.
-Allah'a emanet ol oğul. Sağ salim git ve gel.
-Sen de anacım. Allah sana uzun ömürler versin..
Bu konuşma sonrasında aklıma ne geldi biliyor musun? Hani geçenlerde ben hastanede tedavi olurken karşı odamızsa yaşlı bir teyze vardı hani. Hatırladın mı? Heh:) Bir de onun kızından bahsetmiştim. Bildin mi? Güzelliği onun olsun. Allah sahibine bağışlasın. Onun bana söyledikleri geldi aklıma. 25 yaşında bir kız bunları söyleyen. Ne söylemişti? Dinleyelim.
-Yaşım kaç biliyor musun?
-Bilmiyorum ama 20-23 arasıdır herhalde.
-Hayır.
-Kaç?
-78 yaşındayım. Annemle aynı yaştayım Ben.
-Nasıl yani?
-Şöyle ki; Annemin ölümü benim de ölmem demek...
-Saçmalıyorsun farkında mısın?
-Ciddiydim oysa.
-Aklını başına topla benC.
Devamı klasik dert tasa konuşmaları yaklaşık yarım saat süren. Ana fikir anacığına olan bağlantısını fazla yukarlara taşımış olması. Onu dinlerken bir an zaman durdu sanki. Kendimi düşündüm. Ya ben de O'nun gibiysem? Allah gecinden versin anacığıma bişey olsa falan. İmdadıma Kadere olan inancım yetişti. Mülkün sahini olan Allah'ım ne isterse onu yapar. İster alır, ister verir. Mülkünün hesabını sormak bizim haddimize mi? Asla. Şükürler olsun Yusuf gibi, Metin gibi, Şahin gibi dostlar biriktirmişim zamanında. Adını yazmadıklarım kusura bakmasınlar. Güvenlikleri için diyormuşum:)))

Neyse işte Gürcistana geldik. Soğuk biraz. İstanbul nasıl şu an bilmiyorum ama yağmurlu gösteriyor. Burda 1 günlük bi işim var kısmet olursa. Al-Ver gibi bişey yine. Ya Alıcaz ya vericez. Bakalım mevlam ne göstericek. Bi tarafımızı deldirmeden gelmek tek amacımız:)) e yeter ama ya. Artık varya adım çıkcak Gata'da:))) Hemşireler yine geldi bu demeye başladı zaten. Filiz hanım bi alem ya:))) Saçların yağlanmış demişti bana. Sanırsın güzellik merkezine geldim. Hem benim ihtiyacım mı var lan.!! Öhöm.. Sen ya Sen.:))) Neyse dünlük öyle işte. Yol yorgunuyum. Ezanı bekliyorum. Namazdan sonra yatcam akşama kadar. geC hallederim işlerimi kısmet olursa. Halleder miyim? Evelallah hallederim.!! Bu lağım farelerine dar etmezsek bize haram olsun bu dünya..!!

Gidiyorum sırtımda taşıdığım dünyamı alıp huzurlarından. Kim gelsin? Ekleyemiycem şarkı falan ama şeyi dinleyin. Neydi adı? Bak adı gelmedi aklıma. Hmmmm. Cuma bugün ya şarkı gelmesin madem. Ender gel bakıyım. Gel dedim.!! Söyle usul usul.


Öpüyorum istanbul boğazından.
Selam ve dua ile..














Perşembe, Nisan 19

Gidin hepiniz gidin.!!


miriba.
Seni bile görmek istemiyorum.!
Ne kolay.
Ne zor?
Çok zor.
İstemiyorum hiçbirinizi.
Gitmek istiyorum sadeC.
geC beni içine çeksin, ben de geceyi..
Bitirsin beni.
Yiğit gider, namı kalır.
Senin namın yerin dibine girsin..!
Öpmüyorum hiç bir yerinden.
Selam ve dua ile..


Çarşamba, Nisan 18

Bir Düz, Bir Ters..



miriba.

Benim sana ihtiyacım varsa, senin de bana var. Ya da tam tersi...
Benim sana hasretim varsa,  senin de bana var. Ya da tam tersi...
Benim sana söyleyeceklerim varsa,  senin de bana var. Ya da tam tersi...
Benim sana soracaklarım varsa,  senin de bana var. Ya da tam tersi...
Benim sana susacaklarım varsa,  senin de bana var. Ya da tam tersi...
Benim sana gözyaşlarım varsa,  senin de bana var. Ya da tam tersi...
Benim sana merhametim varsa,  senin de bana var. Ya da tam tersi...
Benim sana acılarım varsa, senin de bana var. Ya da tam tersi...
Benim sana kaybettirdiklerim varsa,  senin de bana var. Ya da tam tersi...
Benim sana sevdam varsa,  senin de bana var. Ya da tam tersi...
Benim sana aşkım varsa,  senin de bana var. Ya da tam tersi...

Nerden esti şimdi? Hiç.. Kayıplar diyorum kayıplar. Asla tek taraflı değil. Sen de kaybettiklerim o kadar çok ki. Başta kendim olmak üzere. Ama ben susmayı tercih ediyorum. Bilsem ki öleceğim yine susacağım. Huyum pis benim. Beni ben yapan bu belki. Güzel herşey seninle. Gerçek acılar yaşıyorum maalesef. Acıların bile güzel senin. Kalbin kadar en az. Yüzün gözün zerre kadar önemli değil benim için. Ne anlatıyorum Ben yahu. Yolculuk öncesi veda gibi oldu. Yoldayım zaten. Ne oldu biliyor musun? Şu an Beşiktaş sahilinde arabamı sahilin önüne çektim. Park lambalarımı yaktım. Öyle arabanın içinde oturuyorum. Memur arkadaşlar bir kaç defa gelip uyardı. Kimlik gösterinC sağolsunlar ses çıkarmadılar. Gidiyorum Anadolu yakasına doğru. Gitmeden yazmak istedim içimdekileri. Buraya yazmazsam yokmuşum gibi geliyor. Zaten kağıt üstünde yokum. Sümenaltı derlerdi eskiler:) Evet ya sümenaltı yaşıyorum. Uzattım ya. Aklımdakileri dökmeye dermanım yok artık. Bu akşamlık bu kadar yeter. Allah bereket versin.
Güzel yavrucağa Rabbim acil şifalar versin.
Mevlam sana gönül ferahlığı versin.

Bana?
Bana da bu ülkeye hizmet edecek gücü ve ömrü nasip etsin.
Amin.

Öpüyorum baktığımda bana Sen görünenlerden.
Selam ve dua ile..

Salı, Nisan 17

Herkese miriba, sana hasret..

miriba.!

-Ne?
Hiç.
-Özledin değil mi?
Deliler gibi..

Apar topar Sakarya'ya geldim. Sabahın ilk ışıklarıyla uğramamız gereken bir adres var. Mesai saati mi? Mesai mefhumu gözetmeksizin çalışıyoruz biz. Mesai adamı mıyım Ben? Unutma dünlük. "Vakit adamı değil, vakıf adamıyız." Ömrümüzü vakfettik bu ülkeye. Faydamız oluyor ise ne mutlu bize. Bazen böyle şeyler yazdığımda kendimi riya bataklığına düşmüş gibi hissediyorum. İnsanın doğasında var bu. Olanı biteni kendinden bilmek. Ben yaptım, o halde ben olmazsam bu iş olmazdı, herkesin bana ihtiyacı var benzeri cümleleri kafaya doldurup tabiri caizse tarikatını kurmak. Zaten bizim ülkede adettir. Yanına on tane adam toplayan ya parti kurar ya dergah. Hep benlik doluyuz. Besledikçe şişiyor. Bana ilk tokadı amcam atmıştı seneler önC. Ben yaptım demiştim bişeyi. Amcam beni karşısına alıp şöyle anlatmıştı. Aklımda kaldığı kadarıyla tabi:
"-Sen yapmadın Yiğit. Sana yaptırıldı. Sen olmasaydın bir başkası yapacaktı ama sen nasipliymişsin. Kader sana yazdı bunu ve yaptın. Hepimiz Kader'in memurlarıyız. Ve ne yapmamız gerekiyorsa onu yapıyoruz." Bu sözü anlamamıştım o zamanlar. İnsan hafızasının o mükemmel yapısı varya hani. Vakti gelinC ihtiyacın olan bilgiyi sana servis etmesinden bahsediyorum. İşte bu geC yine bu söz geldi aklıma. Emaaaan. Yarın sabah erkenden mesai var işte abicim. Mevlam kazasız belasız bitirtmeyi nasip etsin. Amin..

O hep aklımda dünlük. Her ne yana bakarsam bakayım O'nun o güzel kalbi aklımda. Sevmesini bırak nefret etmesini bile özledim. Gittiğinin farkındayım. Benden uzaklaştığını görüyorum. Yazmıycam bişey. Artık ağlamak istemiyorum. Kadriye bile anladı halimi. Yusufa akşam beni oku dedim. O bile  Ya neyin var Senin Yiğit dedi. Kadriye ne dedi biliyor musun? Aklının kimde olduğunu merak etmeye başladım. Bunu söylemesi çok normal. Yemek saatlerim dağıldı gitti. İş düzenim yerinde Allah'tan. İşimde bi aksama yok henüz ama yakındır. Neden anlatıyorum tüm bunları. Hadi anlatıyorum da sana neden anlatıyorum. Kime anlatayım dünlük? Kim dinler benim bu saçmalıklarımı senden başka. Hiç kimse.. Yazmıyım dimi artık? Peki..

Ağzıma sakız etti bu şarkıyı. Güzeller güzelim. Kızmaya kıyamadığım. Sevmeye doyamadığım. Birlikte dinlemek isterdim. Metin gel lan buraya. Hemen söyle hemen.!! O bugün bunu dinledi gördüm. Ben de dinlicem.

Öpüyorum aşık olan kalbinden.
Selam ve dua ile..


Pazartesi, Nisan 16

Baharın müjdecileri: "Kara sinekler"..!


miriba.

Ne geldim? Hiç. Hiç bişey demek istemiyorum sana aslında biliyor musun? Ekrana bakıyordum boş boş öyle. Bişeyler yazsam rahatlarım belki diye geldim. Belim çok ağrıyor. Çelik korse giydim bugün. Namıssızlar fena vurmuş. Belime et koycakmışım. Kadriye denen uzman doktorumuz öyle söyledi:)) Kendisinin şöyle bir yapısı var. Her konuda muhakkak bir fikri var. Söylemese ne olur? Ölür ya ölür:)) Ben iş çıkışında kasap'a gidicem. Yatcam kasap efendinin tezgahına. Bak güzel kasap sırtımda belimde ne kadar mor yer görüyorsan oraya bi parça et yapıştır. Artık kaç kilo giderse öderiz parasını. Para hiç poroblem değil. Problem değil ama. Poroblem:) of anam of. İyiC yetmişlik dedeler gibi oldum. Doğruldum mu sızlıyor kemikciklerim. Doğrulma ulan sen de? E o zaman kim bakar bana? Lan ben düzgün halimle kendime katlanacak birini bulamadım. Bir de benim yatıp kaldığımı düşünsene. Geberir giderim oturma odasındaki koltuğumda. Leşimi kokuşunca bulurlar ancak. En korktuğum şey bu valla bak. Allahım sen beni yalnız bırakma. Amin. 

Gün içinde sıkıldım biraz. Tek kelime konuşmadık. Tekmeden sonra çok normal. Öf ya yazmıcam bişey. Perşembe'nin gelişi Çarşamba'dan belli olur. Neyse ya. İkindi saati bi uyku bastırdı. Allah'ım bi güzel esniyorum bi güzel esniyorum görmen lazım. Ağzımı yırtıcam nerdeyse. Hani şey vardı. Amerikan filmlerinde filmin başında çıkan kükreyen bi aslan vardı hani. Heh o hareketi düşün. Ona esneme montajı yapıldığını düşün işte:) Ama uyuyamadım tabii ki. Ne gelen gideni biter. Ne eğitimi biter. Ne telefonu susar. Hadi bunların hiçbiri olmadı diyelim. Baharın müjdecileri rahat bırakmaz. "Kara Sinekler.!" Vızır vızır odamda turluyorlar. İkna edip dışarı çıkarasım var ama halim yok. Benden onlara bi fayda olmayacağını anlayıp gitmelerini bekliyorum. Temiz olum benim odam. Ne arar burda sinek..:)) Ona bak buna bak derken günü bitirdik tabi. Ne kaldı geriye? Hiçbirşey.. Ne bir söz, ne bir sevda.  Ama aklıma gelen bir yazı var. Söylemek isteyipte içime attıklarıma dair. Şiirdi sanırım. Aklımda kaldığı kadarıyla şöyle idi:
"Bir adını söyleyemedim
Şöyle bağıra bağıra
Bir yüzünü göremedim
Dönüş günlerimde
Bir de eline değemedim
Bir de yüreğine
Şöyle kucaklayamadım
Bir de ölümüne.."
Başka söze gerek var mı? Yok.! Gidelim o zaman. Zaten uykum var. Aaaaaşam namazımı kılcam yatcam hemen. İçimde garip bir Mustafa Keser keyfi var. Yüzüm asık ama oynayasım var. Mustafa gel amca söyle biraz dinliyelim bari:)) birinci dakikada bir adam var oynayan ona da bakarsınız vakit bulursanız. Mustafa amca ayrı bi alem o başka alem.:)) aslında şeyi dinlicektik. Metin Arolat denen bi zibidi vardı Dert değil şarkısı ama bi güle güle bile demedi bana. Sokayım ben böyle gidişe. Eeeeh.!! Hadi ben gittim artık. Beden uyku bekler. 


Öpüyorum yüreğine dar gelen bedeninden,
Öpüyorum bedenine dar gelen dünyandan..
Selam ve dua ile..

Pazar, Nisan 15

Gördüm, ağladım, geldim.

miriba.

Ağlamak ne büyük nimet. Görmekte öyle. Ama ağlamak daha büyük nimet. Görmekte büyük tamam. Ama ağlamak çok büyük nimet:(( Kızımla yoldayız. Arabada yaman'ımda var. Köpekcik çok mutlu. Ben? Hayvan gibi ağlıyorum. Yutkuna yutkuna izledim. Neden biliyor musun? Bendeki sancıların aynısını fazlasıyla gördüm O'nda. Kahroldum. Tek kelime edemedimde. Mış gibi yaptım. İyiymiş gibi. Ne zor şey. Ama işimiz gereği mış gibi yapmak konusunda iyiyim. Baya baya iyiyim. Ama arabama bininC ya da evime girinC sen gör bendeki mış gibi yapmayı. Görsen bu hangi mağaradan kaçmış dersin. Ağlaya ağlaya geziyorum istanbul otoyollarında. Yine aynı şeyi yapıyorum. Çok daraldığım zaman biniyorum arabama (namıdiğer kızıma) amaçsızca gidiyorum. Yarın mesaim olmasına rağmen şimdiden izmite geldim. Nerde duracağım bilmiyorum. Ya çok kötüyüm ben dünlük. Gerçekten çok kötüyüm. İçim dolu. Radyoyu açtım. Cazır cuzur frekanslarda değişiyor. O da ayrı bir gürültü. Benim anırmam bi yandan, radyonun cozırtısı bi yandan, Yaman'ın havlamaları bi yandan. Beyoğlunun arka sokakları resmen. Her kafadan bi ses çıkıyor. Navigasyonu açıyım. O kadında konuşsun tam tımarhane olsun arabamın içi. Bu arada özlemişim arabamı. Canım ya. Nasıl da ceylan gibi süzülür yollarda. Nasıl da sahibini rahat ettirir. Bu arada belim felaket ağrıyor. Zopaynan vurdular demiştim ya hani. Resmen belimin ağrısı ağzımdan çıkıyor. Ama kalbimin ağrısının yanında yok hükmünde. Ben uzun zamandır böyle sopa yememiştim. Güzel sopa yedim yalnız. Hakkatten güzel sopa yedim. Bak gerçekten güzel sopa yedim:) Uykudan kalkar kalkmaz yola  çıkınca sersem gibi oluyor insan. Yaman'ın benim. Arada bi yalamaları yok mu... Salya her tarafım:) Ama derler ya. Köpeklerin ağzı insanlardan daha temiz olur diye. İşte ben de ona güvenerekten sesimi çıkarmıyorum. Eeeeh.!! Döncem eve artık. Gitmeden O'nunla konuşayım biraz. Olur mu? Olmaz ama denemem lazım..

Nasılsın?
Güzelliğim.
Çok özledim Sen'i.
Çok seviyorum.
Güzel gözlerine yaşlar yakışmıyor.
Rabbim sana zihin açıklığı versin.
Beni sevmem mühim değil.
İyi ol yeter.
Benim için ne olduğunu biliyorsun.
Çanakkale gibisin Sen.!
17 X SEN.
Ne Sen'den geçilir, ne de Çanakkale'den..
Allah'a emanet ol.
Kendine çok dikkat et.
İlk aklına gelen şey? 
Gidiyorum
Gidiyorum
Git-tim..!

Öpüyorum alamayacağım cevaplarımdan.
Selam ve dua ile....

Cumartesi, Nisan 14

Hayalle gerçek arasında bir yerlerde yaşıyorum...

miriba.

"Ohow.! Dostum bu lanetler plastik mermi kullanmıyor.! Lanet, lanet, lanet..!! Bull shit.!!"  Amerikan belası bu replikler buralarda hayatın ta kendisi. Burda işte. Gazze'de.. Ama tek bir farkla. Burdaki insanların ağzından lanetler beddualar değil, "Allahuekber ve Elhamdülillah" sözleri dökülüyor. Bizi gören güzel gözleri sevinçle gülüyor. "Neden geldin ne güzel şehit oluyorduk" der gibi bakıyorlar resmen. Ah benim Cennet Sevdalısı kardeşlerim ah. Burada tek korkum kendimi bişey sanmak. Kimsin ulan Sen.!! Şu insanların yanında sen kimsin.!! Hiçten daha hiçsin.!! Biliyorum dünlük biliyorum. Yaptığım birşey yok zaten. Yapmama Kader'in izin verdikleri var sadeC. Bir de kaderin izin vermedikleri var ama o bambaşka bir bahis konusu..

GeC dünya jandarmalarının bombardımanı yapılırken Gazze yine rutin hayatına devam ediyor. Ellerinde sadeC taşları ve sapanları olan cesur yürekler karşılarındaki zalimler topluluğuna baş kaldırıyor. Cambaza bak cambaza der gibi tüm Dünya Suriye'yi izlerken burada katliam tüm hızıyla devam ediyor. Nasıldı? Size gösterilen öğrenmeniz gerektiği kadarıdır derler hani. Ya da büyük insan Malcolm-X'in dediği gibi: "Eğer dikkatli olmazsanız, gazeteler sizin mazlumlardan nefret etmenizi, zalimleri ise sevmenizi sağlar." Evet bu kadar ukalalığımdan sonra affına sığınarak konuya dönüyorum:) Yorucu bir geC idi. Mescid-i Aksa'da başlayan kandil geC'm direnişin merkezi Gazze'de sona erdi. Abd-ing-fra koalisyonundan gelen bombardıman haberleri sürpriz olmadı tabi. Eee zalimi zalime musallat etmek bu dünyanın değişmez kurallarından biri. Şimdi uyumak istiyorum biraz. Sonrasında tek amacım güzel vatanıma dönmek. Enteresan şekilde ufak tefek çizikler ve sopa izleri dışında hasarsızım:)) İnsan evladına sopayla vurulur mu yahu? En azından bir jop hakediyorum. Az emeğe saygı lütfen.. Ben ya Ben.!!

Görüşmelerimiz sona erdi. Amaca hizmet edebildiysek ne mutlu. Bişey daha; rüyamda O'nu gördüm. Dua ediyordu. Gözyaşlarıyla.. Tüm geC dinledim. Toplasan 6 saniyeye sığan bir geC rüyası. İçim geçmiş bir ara sanırım o an gördüm. Yüreğinin sıkıntısını hissettim ciğerlerime kadar. Bugün bişey vardı yapacağı ama neydi unuttum. Doktormuydu sınavmıydı. Eeeeh.! Kes Yiğit ya kes.!! Tamam ulan sustum. TK795 sefer sayılı uçağımızı bekliyoruz. 14:20 Telaviv'den kalkış. Veeeee 16:35 vatan topraklarına iniş.! Havasına kurban olduğum vatanım.

Off. Gidiyorum ben ya uyuycam biraz.  Kim gelsin? Tabi yaa. Lan zibidi. Yok yok Deniz gelsin ya. Zibidi falan çekemem şimdi. Söyle bakalım Deniz abla. Söylede yumuşasın yüreciğim. Dünümden aktaracaklarımız bu kadar. Yeni gelişmeler olduğunda tekrar birlikte olacağız. Merkez?

Öpüyorum çırpınan yüreğinden..
Selam ve dua ile..

Cuma, Nisan 13

Kudüs'te Miraç Kandili rüyası. Hayaldi gerçek oldu.!!


miriba.

Bitti burda da işimiz. Beyrutun kalbindeki Şehitler Meydanı'ndaki devasa Muhammed el Emin camiinde kıldık. Oradan yanında Refik Hariri'nin mezarının da olduğu Ömeri Camii'ne geçtik. Fazlada ortalarda dolaşmak istemediğimizden hemencik evimize döndük:) Şimdi saat 16:50'yi bekliyoruz. Ne garip bi görsen. Doğu Guta ile Beyrut arası mesafe ne kadar biliyor musun? 150 km yok. Şaka değil. Gerçek.. Gözünde canlansın diye söyliyim. İstanbul merkezden Silivri kadar ya. İstanbul dışına bile çıkmıyosun. Allah'ım burası ile oradaki insanlar aynı yüzler. Her ikisi de Arap kavmi. Hani ne güzel demiş üstad. "Beyoğlu yıkılırken, ağlar Karacaahmet" diye. Aynı o hesap. 150 km mesafede bir tarafta kan ve gözyaşı. Diğer tarafta azgın kalabalıklar. Bu kadarına pes demekten alamıyor insan kendini. Biz bizden sorumluyuz dünlük. Bırak Dünya ne tarafa dönerse dönsün:)) Bizim kıblemiz belli.! Amacımız belli.! Hedefimiz belli.! Ülkemiz için ne gerekirse yapmaya hazırız. Hazırız hazır olmaya da. Dünya iki tane füzeci çocuk elinde gidiyor geliyor. Hatta koreli tombik var.Neydi adı "Kim Park":)) Onu'da sayarsak 3 roketçi. Ya koca ABD başkanı twitter'dan "roket sallıycam" diye yazdı. Bu gözler bu tarihi olaya da şahit oldu:))) Sanki chat yapıyor aklına tükürdüğüm. Ulan insanda biraz bürokrat kafası olur ya. Az biraz çalıştır o saksıyı:)) Neyse ki ABD Pentagon tarafından yönetiliyor da pek ciddiye alınmıyor böyle sözler:) Öhöm. Konuyu dağıtmayalım tamam..

Ne diyordum uçak saatimizi bekliyoruz evet. Aktarmalı almış boyu devrilesiC. Koca kafa deyinC kızıyor bir de:) saat 16:50 Beyrut Rafic Hariri'den' kalkış. Sonra? Hooop Ürdün Amman Queen Alia. Sonra? saat 23:00'e kadar yat babam yat.:)) Pardom.!! Yine sinirim depreşmesin.Yat anam yat:)) Sonra? 23:45 Telaviv Ben Gurion:)) (3.184) Üç ülke demiştim ya hani. Düzeltiyorum dört ülke imiş. Hep bu Kadriye'den ötürü. Adam gibi bişeyler ayarlasa zaten şaşarım..:)) Beyruttan bahsediyim mi biraz sana. Hani meşhur eşşek gözlü arap kızlarının mekanı. Hepsi birbirinden süslü. Kafanı kaldırmaya korkarsın. Eeeh.! Bahsetmiyorum ya. Vazgeçtim. Kendimden utandım bir an. Zaten yüzümüzü kaldıracak yüzümüz mü kaldı. O gördüklerimizden sonra. Bu insanlar nasıl bu kadar mutlu anlayamıyorum. Dünyalar değil mi? Milyar tane insan. Milyar tane dünya. Kimin umrunda? Sorsan ne cevap alırsın? "Umrumdışı" Mangalda kül bırakmayan tv programcılarından bahsetmiyorum. Onların maşallahı var canım. Emaaaan.!! Suscam ya.

Planladığımız gibi Kandil gecemizi Kudüs'te namazla taçlandırıp... Allah'ım ne muhteşem bir duygu bu. Miraç kandilinde Mescid'i Aksa'da olmak. Heyecandan cümlemi tamamlayamadım. Evet taçlandırıp ve belki kısmet olursa bir kaç jop belki birkaç plastik mermi alıp bedenimize Gazze'ye gideceğiz. Kalbimin sahibi Gazzem.! Akrabalarımı sizin kadar düşünseydim baş tacı olmuştum:)) Gerçi yine severler beni. Lan ben de sevilmiycek adam değilim. Sen de bizi hepten saftirik belledin:)) Yok yok iyi adamım ben. Eliot'u dinlediğimden hep bunlar. İspat etmeye gelemiyorum. "İyi insan ol ama bunu ispat etmek için uğraşma" demişti Eliot. Tamam Eliot çık git.! Gazze hayallerimle baş başa bırak beni.. Hayallerimin şehrine gitmemi nasip et Allah'ım.. Beni bana bırakma. Beni kullarına muhtaç etme. Beni affet. Amin..

Sırada Uyku var. Bol bol uyku. Her derde deva uyku. Rüyama da yasak koyacak hali yok ya. En azından rüyalarımın dokunulmazlığı var. Ne yapacaksam rüya'da yaparım Ben. Bakarım, konuşurum, dertleşirim. Bu Yiğit rüyalar görmeye çocukluktan alışık. Hey yavrum hey.. Anadolu çocuğu be.! Çanakkale diyorum, Yiğit diyorum. Kime diyorum? Güzel anacığımın dediği gibi. "Adını Yiğit koyduysak elbet bir nedeni var." Canım anam benim, elleri pammıh anam, yazması bileciğimde bağlı anam. Çekip çekip kokunu duruyorum:)) Eeeeh.!
Uzatma lan daha fazla. Hadi bana müsade dünlük. Beden uyku bekler, vatan hizmet. Gel ulan Ömer amca. Söyle biraz dinleyelim..
Öpüyorum Gazze Şeridinden..
Selam ve dua ile..